Tanınmış Kanun İcrâcıları

1) KANUNÎ ÖMER EFENDİ : ( -1870 )
Arap asıllı Türk müzisyenidir. 1830’larda Şam’dan İstanbul’a gelerek ,Türk Mûsikîsi’nde çok uzun zamandır terk edilmiş Kanun’u tekrar İstanbul’a getirmiştir.
Kanunî Edhem Efendi ve Ziya Paşa, onun talebesidir.
Bu suretle, XIX. asır sonlarında kanun,Türk Mûsikîsi’nin başlıca aletlerinden biri haline gelmiştir.
Zamanımıza şu eserleri kalmıştır :
Muhammes Karcığar Peşrevi ve Saz Semâisi,Hicazkâr Devr-i Kebîr Peşrevi ve Saz Semâisi,
Bayâtî ve Nev’eser Saz Semâileri,Zâvil şarkı.
 
2)KANUNÎ EDHEM EFENDİ : ( - 1920 ? )
Edhem Efendi bilinmeyen bir tarihte İstanbul’da doğmuştur. Mûsikî çalışmalarına Mehmet Efendi’den ders alarak başlamış,daha sonra Mızıka-i Humayûn’a girmiştir.
Burada öğrenimini tamamlayarak iyi Kanun çalmasını öğrenmiştir.
Hem saraydaki fasıllara katılır,hem de Enderun’da hocalık yapardı. Bu sazı ülkemizde ilk çalanlardandır. “Türk Mûsikî Ansiklopedisi”nde 1900 yılında ,Ruşen Kam’ın verdiği şifai bilgilere göre de Beykoz’da oturan Edhem Efendi,1920 yılına yakın bir tarihte ölmüştür.
Kanunî Mehmet Bey’in ilk hocasıdır.
1 peşrev,4 saz semâisi ile 7 şarkısı bilinmektedir.
 
3)KANUNÎ MEHMED BEY : (1859 ?- )
Beykozlu Salih Mehmed adı ile de bilinen kanunî Mehmed Bey’in 1859 ya da 1860 yılında Beykoz’da doğduğu sanılmaktadır.
Küçük yaşında Mızıka-i Humayûn’a girmiştir. Mûsikî hocası Lâtif Ağa ile kanunî Edhem Bey’dir.
2. Meşrutiyetin ilânından sonra kadro kısıtlanması sırasında emekli olarak saraydan ayrılmıştır. Hayatının bundan sonraki yılları malî sıkıntılar içinde geçmiştir.
Geçim zorlukları içinde hemen hemen mûsikîyi bırakmıştı. Varını,yoğunu hattâ kanununu satarak ticaret yapmak amacı ile Adana’ya gitti. Bu gibi işlerden anlamadığı için kısa sürede iflas ederek İstanbul’a dönmüştür.
Emekli maaşı ile geçinemediğinden bir okula hademelik bile yapmıştır.
Gerçek sanatkârların değişmez alın yazısı Mehmet Bey’de de tecelli ettiğinden buradan ayrılmak zorunda kalarak bir öğrencisinin evinde ölmüştür.
Mehmet Bey,mûsikîden başka edebiyat,tasavvuf,Arapça ve Farsça’ya da âşina idi.
İyi bir bestekâr ve icrâkâr olduğu halde birçok eseri unutulmuştur. 3 peşrev,6 saz semâisi ve 1 şarkısı bilinmektedir.
 
4)*KANUNî HACI ÂRİF BEY : (1862-1911 )
Kanunî Hacı Ârif Bey 1862 yılında İstanbul’un Aksaray semtinde doğdu. İlkokuldan sonra orta öğrenimini Kocamustafapaşa Rüştiyesi’nde tamamladı;19 yaşında “Posta-Telgraf Nezareti Muhasebe Kalemi”nde memuriyete başladı. Bu dairede 13 yıl çalıştıktan sonra 1895 yılında , o zamanlar Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde bulunan Yemen’e “Posta-Telgraf Müdürlüğü Başkâtip muavinliğine atanarak,Yemen’in başkenti Sana’ya gitti.;6 yıl sonra 1901 yılında İstanbul’a geri döndü. 1911 yılında Yemen’de kolera hastalığından öldü ve orada toprağa verildi. Yemen’e ilk gidişinde Mekke’ye uğrayarak “Hacı” olmuştu.
Mûsikî çalışmalarına memuriyetinin ilk yıllarında ,aynı dairede çalışmakta olan Kanunî Sarı Talat Bey’den ders alarak başladı. Daha önceleri başka sazları çalmayı da denemişti. Kanun’un Türk Mûsikîsi ‘ne girmesine ve tutunmasına yardımı olan sanatkârlardandır.
O zamanlar Kanun’da mandal olmadığı için Kanun’u mandalsız çalardı. Daha sonra mandallı kanunlar ortaya çıktığı halde,bu türü hiç kullanmaz ve nefret ederdi. Kanun icrasında gelmiş geçmiş sanatkârlar arasında önemli bir yeri vardır. Falsosuz ve akıcı bir uslûbla çalardı.
Yemen’de bulunduğu yıllarda bir mûsikî çevresinin oluşmasına yardımcı olmuş,kanundaki ustalığını ilerletmesi için bol bol zaman bulmuştu. Bunları o sıralarda Yemen’de bulunan Kemal Emin Bara’nın anılarından öğreniyoruz.
Bugün hemen hemen her kanun çalanın yapmağa çalıştığı “fiskeli”icra şeklini ,tekniğini ilk uygulayan da O’dur. Oğlu Zeki Ârif Ataergin’in ifaedesine göre mandallı kanunu da aynı ustalıkla çalarmış.
“Mandallı Kanun yeni başlayanlar için kolay,sonrası güç;mandalsız Kanun başlangıçta güç,sonrası kolaydır” dermiş. Ömrünün büyük bir bölümünü Yemen’de geçirmesine rağmen İstanbul’da bulunduğu yıllarda Zekâi Dede,Santurî Ethem Bey,Tanburî Cemil Bey,Bolahenk Nuri Bey,Hacı Faik Bey,Hacı Kirami Efendi,Yeniköylü Hasan Efendi gibi tanınmış mûsikîşinaslarla dostluk kurmuş,yararlanmıştır. Halim Paşa’nın yalısına devam eder,hem mûsikî toplantılarından hem de Paşa’nın değerli nota koleksiyonundan yararlanırdı.
Ayrıca şehzade cemaleddin Efendi’ye ders verir,Hıdiv ailesinden Emine Hanım’ın Bebek’teki yalısında kadınlardan teşekkül eden saz heyetinde hocalık yapardı.
Hacı Ârif Bey,çok öğrenci yetiştirdi. Bunlardan Âmâ Nazım Bey,Kanunî
Tahsin,Tefhi,Salim,Selim ve Pepe Reşad sayılabilir,bu sanatkârların bazıları mûsikî tarihimizde iz bırakmıştır.
Kanunî Hacı Ârif Bey, “Darü’l-Mûsikî” cemiyetini kuranlardandır. Tanburî Cemil Bey ve Udî Nevres Bey’le konserlere katılırdı.
Bir bestekâr olarak her formda eser verdi. Mûsikî repertuarımızda 5 peşrev,10 saz semaisi,
1 sirto,3 Beste,2 Yürük Semai,,70 şarkısı bulunmaktadır. Taksim plâkları da vardır.
Ünlü bestekâr Zeki Ârif Ataergin,oğludur.
 
5) KANUNÎ ÂMÂ NÂZIM BEY : (1884-11.9.1920 )
Âmâ Nâzım Bey,1884 yılında Üsküdar’ın Karacaahmed mahallesinde doğdu. Küçük yaşında annesini ve babasını,beş yaşında bir kaza sonucu gözlerini yitirdi. Öksüz ve yetim olarak halasının yanına sığındı ve halası tarafından büyütüldü. Halasının 1897 yılında ölümü üzerine büsbütün kimsesiz kaldığından yakınlarının yardımı ile “Dilsizler ve Âmâlar Mektebi”ne yerleştirildi. Bu okulda diğer öğrencilere göre çalışkanlığı,zekâsı,özellikle mûsikîye karşı gösterdiği olağanüstü kabiliyetinden dolayı Kanun öğrenmeğe başlamış, 4 yıl sonra mezun olduğu zaman üstün denebilecek şekilde çaldığı Kanun’la büyük bir sanatkâr olacağını ortaya koymuştur.
Sanat çevrelerinde kendisini kısa sürede kabul ettiren Nâzım Bey,1908-1912 yılları arasında Mûsikî-i Osmanî’nin bir üyesi olarak 4 yıl süre ile dersler vermiş,eserler meşk ettirmiştir.
Bestekârlığa da bu yıllarda başlamış,ilk eseri olan Mahûr makamındaki “Müptelâ-yı aşk olub çekmekteyim derd-ü mihen” güfteli şarkısını bestelemiştir. Daha sonra merhum İsmail Hakkı Bey’le zamanın büyük ustalarından nota öğrenmiş,eser meşk etmiş,büyük küçük usûllerin hemen hepsini vurmuştur.
1916’dan itibaren merhum Kemanî Reşad,Neyzen İhsan,Udî Fahri Kopuz,Kemanî ve Tanburî Ömer,hanende Cemal,Sıdkı,Memduh’dan müteşekkil Darüttalimi Mûsikî’nin ilk kurucularındandır. Ayrıca müdürü bulunduğu İnas Mûsikî Mektebi ile özel meşklerinde bir çok değerli öğrenci yetiştirmiştir. Şeref Hanım ile Muazzez Hanım en seçkin talebelerindendir. Kıymetli Kanun Sanatkârı Vecihe Daryal ilk Kanun derslerini Muazzez Hanım’dan almıştır. Vecihe Daryal da sanat yolunda Nâzım merhumun torunudur.
Âmâ Nâzım Bey’in çaldığı kanun ile ilgili bir tesbit şöyledir:
“O’nun çaldığı Kanun değil,belki ellerinin her hareketiyle tellerin üzerine avuç avuç serptiği bübüllerin şakımasıdır.”
Mûsikîmizin inceliklerini okuduğu okuduğu okulun hocası olan Medenî Aziz Efendi’den öğrenmiştir. Kültürlü ailelere derse gitmiş,çeşitli meşkhânelerde çok öğrenci yetiştirmiştir. Evine de öğrenci kabul eden Âmâ Nâzım Bey,dönemin en başta gelen icracılarındandır. Olağanüstü icrası için “Kanun’u keman gibi çalar” derlerdi. Nâzım Bey, ,Kanun’dan başka Ud,kemençe de çalardı. Kemençeyi her sazdan,hattâ Kanun’dan da fazla sever,Cemil Bey’in kendisini ve plâklarını dinlediği zaman duyduğu takdir ve hayranlıkları daima tekrar edermiş.
Bestelediği şarkı formundaki 20-25 kadar eseriyle bir peşrevi ölümünden sonra Şeref Hanım tarafından yazılmış ve Şamlı İskender tarafından yayınlanmıştır.
Kanunî Nâzım Bey,genç yaşında 11.Eylül.1920 tarihinde vefat etmiştir.
Nâzım Bey o yıllarda mûsikîmize yeni girmiş sayılabilecek olan bu sazda bir uslûb yaratan,Ömer Efendi’den başlayarak Kanunî Hacı Ârif Bey,Ferid Alnar,Vecihe Daryal zincirinin 3. Halkasıdır ve büyük ustalarından biridir. Kızlarından Nebile Hanım Santur,Naime Hanım kanun çalmasını öğrenmiştir. Her ikisi de İstanbul Belediye Konservatuarı’nda öğretmenlik yapmışlar,Darüttalimi Mûsikî’de çalışmışlardır. Naime
Hanım Ferid Alnar stilinde bol tremololu ve temiz çalan bir kanunîdir. Ferid Alnar Almanya’ya gidince ondan boşalan yereiDarüttalimi Mûsikî’ye girmiştir.
Âmâ Nâzım Bey’in 23 kadar eseri bilinmektedir.
 
6)KANUNÎ ÂMÂ ALİ BEY : ( - 1948 ? )
Ali Bey’in doğum tarihi konusunda elimizde bilgi yok. Doğuştan kör olan sanatkâr,yüzyılımızın başında Kanunî Nazım Bey’den sonra en iyi kanun çalanlardandı. Aslen Malatyalı olduğu için zaman zaman memleketine gider,bir süre orada kaldıktan sonra İstanbul’a dönerdi. Çağının mûsikî ustalarından ,özellikle Medenî Aziz Efendi’den yararlanmış,birçok eser öğrenmiştir. Hâfızasında sakladığı eserlerin çokluğu ve sağlamlığı ile ünlüydü. Gençlik yıllarında Osmanbey Gazinosu’nda Kemençeci Vasilaki ile çalışmıştır.
Genellikle “yedek”siz gezer,birini bulursa onu “göz” olarak kullanırdı.
Zühtü Bardakoğlu’nun verdiği bilgilere göre hiç teli olmayan bir kanunun tellerini takar ve akordunu tamamlardı. Bir teli bağlayıp çektikten sonra hemen ikincisini eşleştirirdi. Bir kerresinde fasıl esnasında taksim ederken kanunun eşiği düşmüş,Şerif İçli taksime devam ederken tellerin altına bastonu sokmuş,eşiği düzeltip akordu yaptıktan sonra taksime devam etmiştir.
Cumhuriyetin ilk yıllarında Ankara’da Yeni Gazino’da çalışır,mevsim sonuna kadar kalırdı.
Bütün kış boyunca gazino kapalı olduğu için Şerif İçli’nin evinde kalırdı.
Bir gece bir nedenle odasına giren Şerif İçli,yatağının içinde oturduğunu,göz yaşları içinde kendisini kör yarattığı için Allah’a serzenişte bulunduğunu görmüştür.
Fasılları yönetir,topluluk yerini aldıktan sonra elini kaldırıp işaret verdikten sonra fasıl başlardı. Birçok öğrenci yetiştirmiştir. Bunların en tanınmış olanı Osman Güvenir’dir.
Son günlerini büyük bir yoksulluk içinde geçirmiştir.
Malatya’da kalabalık caddelerde kanun çalar,gelip geçenlerin attığı birkaç kuruşla geçinirdi.
İleri yaşarda,takriben 1948 yıllarında Malatya’da vefat etmiştir.
 
7)KANUNÎ NUBAR : ( 1885-1954 )
Kanunî Nubar,1885 yılında İstanbul’da doğdu. Mûsikî çalışmalarına armonika ve çığırtma çalarak başlamıştır. Âmâ Ali Bey’den ciddî olarak kanun dersleri almağa başlamış,mûsikî bilgisini ilerletmiştir. Bir süre İstanbul gazinolarında çalıştıktan sonra 1920’lerde Türkiye’den ayrılarak Kahire,Beyrut,Şam,Halep gibi büyük merkezlerde dolaşmış,sonunda Halep’e yerleşerek çalgılı bir lokanta işlettikten sonra 1954 yılında Halep’te ölmüştür.
Aynı zamanda bir bestekâr da olan bu Ermeni vatandaşımızın 7 eseri bilinmektedir.
 
8)KANUNÎ (VİTAL)VİTALİ EFENDİ ( ?-1935):
Ermeni asıllı olan bu kanun sanatkârının doğum tarihi bilinmeyip
1930-1935 yılları arasında öldüğü tahmin edilmektedir.
Uzun yıllar İstanbul piyasasında çalışmıştır.
Temiz ,ciddi ve özentisiz icrâsıyla tanınmıştır.
Başlıca öğrencileri: Ferid Alnar,Hayri Yenigün ve İsmail Safa Olcay ‘dır.
PTT memuru ve Dârüttalimi Mûsikî’den idi. “Hiç muhabbet mey/olur mu yar fedâ-kâr olmasın” adlı Tâhir-Buselik makamında ve aksak usûlündeki şarkı onundur.
Ruşen Kam’ın ifadesine göre bol tremololu icrâsı Ferid Alnar’ın icrâsına intikal etmiştir.
 
9)NÂİME İSPAHİ : ( -12.2.1974 )
Kanunî Âmâ Nazım Bey’in üç kızından biridir.
1960’lı yıllarda İstanbul Radyosu’nda kanun çalmış ve çeşitli topluluk programlarına katılmıştır. Kendine özgü zarif ve orijinal bir kanun tavrı vardı. 1971 yılında emekli olarak ayrılmış ve 12.Şubat.1974’de vefat etmiştir.
 
10)*ARTAKİ CANDAN (1885,Selânik – 30 Ocak 1948, İstanbul )
Ermeni asıllı Kanunî ve bestekâr.
Doğduğu ve ailesinin yaşadığı Selânik’ten hekim olmak için geldiği İstanbul’da tıp
tahsilini mûsikî uğruna yarım bırakarak kırkbeş yıl müzisyen olarak yaşadı.
Çocuk yaşlarında ünlü fasıl şarkıları bestecisi Selânikli Ahmed Bey’den ud dersleri
alarak mûsikîye başladı. Sonradan kanun sazını seçerek bu sazda önde gelen bir icracı olarak anılmaya başlandı.
Uzun yıllar mûsikî piyasasında ve eğlence dünyasının merkezlerinde yer aldı. Bu kadar uzun bir süre piyasada saz sanatkârı olarak bulunup,tavrına “piyasa üslûbu” denen olumsuz stili bulaştırmamış olmasıyla ünlendi.
Sonraki yıllarda,o zamanlar Türkiye’nin en üst seviyede mûsikî icra eden kuruluşu olan İstanbul Belediye Konservatuarı İcra Heyeti kadrosuna dahil olarak kanun çaldı.
Sahibinin Sesi firmasının Türk Mûsikîsi şefliğini yürüttüğü yıllar boyunca yüzlerce Türk Mûsikîsi plâğının yapılmasını sağladı.
Önemli bir bestekâr olan Artaki Candan’ın çok sayıdaki eseri ,özellikle “Fasıl Mûsikîsi”başta olmak üzere,çok geniş icra alanlarında değerlendirildi. Şarkılarının genel karakteri,icra edilebilme özellikleri açısından “zor”olarak nitelendirilen Artaki Candan,yaşadığı dönemin ve çevrelerin duygu dünyasını geleceğe bıraktığı eserleriyle derinden kavrayabilmiş ve yansıtabilmiş bir bestekâr olarak mûsikî tarihine geçmiştir.
Bir İstanbul beyefendisinin bütün özelliklerini gösteren şahsiyeti ve “candan” tavırları ,soyadı kanunu çıkınca,etrafının da baskısıyla “Terziyan” olan soyadını terkedip “Candan”ı almasına vesile olmuştur.
 11)ŞEREF HANIM :
 12)*AHMET YATMAN : ( 1897-13.11.1973 )
Ahmet Yatman,1897 yılında İstanbul’da doğdu. Amatör bir mûsikîşinas olan ve keman çalan Mehmet Bey ile Saide Hanım’ın oğludur. Kendisi çok küçükken ailesi İzmir’e göç etmiştir.
Burada Yusuf Rıza İptida Mektebi’nde okurken bile kanun çalmaya çalışmıştır.
Birkaç yıl sonra sahnelerde görülmeye başlamıştır.
İlk mûsikî derslerini babasından,kanunî Ağyazar ile Hâfız Mahmud Efendi’den almıştır.
Bundan sonra özellikle İstanbul sahnelerinde aranan ve sevilen bir sanatkâr olan Ahmet Yatman,1927 yılında ilk İstanbul Radyosu’na da girmiştir.
Günden güne sanatını ilerleten ,sazına yeni bir uslûp kazandıran Yatman,60 yılı aşkın bir süre içinde Türkiye sahnelerinde çalışmıştır.
Yunanistan,Mısır,Almanya,Amerika,Suriye gibi ülkelerde konserlere katılmıştır.
Turnede bulunduğu sırada 13.Kasım.1973 tarihinde Elazığ’da ölmüştür.
Ahmet Yatman,iyi bir kanunî idi. Üstün bir müzikalite ve ajilitesi vardı,refakat duygusu iyiydi. Birçok sanatçıya da plâk çalışmalarında eşlik etmiştir.
Yeni kanun öğrenenlerin bir zamanlar idealiydi.
Birçok öğrenci yetiştirmiştir.
İsmail Şençalar,Nuri Şenneyli,Hilmi Rit,Bahattin Duyarlar,Cüneyt Kosal Coşkun Erdem sayılabilir.
 
13)*FERİD ALNAR ( 1906-1978 ) :
6.Mart.1906’da İstanbul’da doğan Ferid Alnar’ın müzik ve matematiğe olan yeteneği 5 yaşındayken anlaşılmıştır. 8 yaşında iken okumakta olduğu Alman Okulu’nda 3 sesli koroda söyleyerek Batı Müziği’ni tanımaya başlamıştır. Mûsikî sever bir aileden gelen ALNAR’ın annesi kanun çalardı. Çocuktaki yetenek yakınlarının dikkatini çektiği için ,özellikle annesi Saime Hanım’ın teşviki ile önce Kanunî Âmâ Nâzım Bey’den ,sonra Kanunî Vitali Efendi’den ders almağa başlamış ,hocası Vitali Efendi: “Benden öğreneceğin bir şey kalmadı” diyerek ders vermeyi bırakmıştır. Alnar, hızla ilerleyerek birkaç sene içinde İstanbul’un sayılı kanun sanatkârları arasına girmiş, 16 yaşında “Kelebek Zabit Opereti”ni bestelemiştir.
1912 yılında başladığı Alman Okulu’ndan sonra 1919-1921 yılları arasında İstanbul Sultanisi’ne devam etmiş,1922’de Hüseyin Sadettin Arel’den armoni Edgar Manas’tan armoni,kontrpuant ve füg dersleri almış,daha 17 yaşında iken çoğu ezberinde olmak üzere 500’e yakın eser öğrenmiştir.
İstanbul Sultanisi’nden sonra mimarlık öğrenimine başlamıştır. O zamana kadar duyulmamış bir teknikle çaldığı sazı sayesinde 15 yaşında saz sanatkârı olarak Dârüttalimi Mûsikî Topluluğu’na katılmış ve burada 1926 yılına kadar görev yapmış,İstanbul Mûsikî çevrelerinde Kanunî Hasan Ferid Bey olarak tanınmıştır.
ATATÜRK devrimleri çerçevesinde yüksek müzik öğrenimi için Avrupa’ya gönderilmek üzere seçilen genç müzikçiler arasında o da yer almıştır. 1923’de başladığı mimarlık öğrenimini yarıda bırakarak gittiği Viyana’da müzik akademisinin 5. sınıfına kabul edilmiş,2 yılda bitirdiği akademi sonrası 1932’de Yüksek Müzik Okulu kompozisyon ve orkestra şefliği bölümlerinden mezun olmuştur. Eserlerinin çoğunun ilk seslendirilmeleri Viyana ve Prag’da yapılmıştır. (Kanun Konçertosu:Ferid Alnar’ın solistliği,Viyana Senfonicileri Orkestrası eşliği/Viyana/1951 )
İstanbul Şehir Tiyatrosu müzik direktörlüğü,konservatuarda öğretmenlik görevlerinden sonra 1936’da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası 2. Şefliğine atanarak Ankara’ya yerleşmiş,Devlet Konservatuarı’nda kompozisyon öğretmenliği yapmıştır.
1941-46 yılları arasında Karl Ebert’in sahnelediği operalarda orkestrayı yönetmiş,Devlet Operası genel müzik direktörlüğüne kadar yükselmiştir. Türkiye’de o dönemde mevcut tüm orkestraları konuk şef olarak yönetmiş,ayrıca yurt dışında Atina Devlet,Sofya Radyo-TV,Viyana Radyo-TV,Viyana Senfoni ve Münih Filarmoni orkestralarını da yönetmiştir.
30.Temmuz.1978’de İstanbul’da vefat etmiştir.
Ferid ALNAR,kanun icrasında bir çığır açmış,bu sazdaki seçkin icrasını erişilmesi güç bir virtüoziteye ulaştırmıştır. İlk kez Kanunî Hacı Ârif Bey’in uyguladığı mızrap tekniğine ,hocası Vitali Efendi’den elde ettiği ve hafif tırnak fiskeleri ile süslediği bol tremololu icra tekniğini ekleyerek daha başarılı,daha sanatlı bir düzeye ulaştırmıştır.
Alışılmışın dışına çıkarak çok ustalıklı bir geçki tekniği geliştirmiştir. Tek başına plâklar doldurmuş,zamanın sanatkârlarına eşlik etmiştir.
Türk Mûsikîsi sanatının içinden yetişmiş bir insan olarak ,daha sonra,Batı Mûsikîsi’ni benimseyip ustalaşmasına rağmen,Türk Mûsikîsi hakkında küçültücü tek bir kelime kullanmamış,başkalarının yaptığı gibi sırt çevirmemiştir. Sanat kültürünün temeli olan Türk Mûsikîsi’nin zenginliğinden çok yararlanmış,eserlerinde bu ses motiflerinden bol bol ve başarıyla kullanmıştır.(Örnek:kanun ve Yaylı çalgılar için konçerto ve çiftetelli,Viyolonsel konçertosu,Prelüd ve iki dans v.b.)
İlk eseri 12 yaşında iken bestelediği Tâhir-Buselik makamındaki Longa’dır. Bilinen eserlerinden bazıları:
1 operet,1 zeybek havası,2 peşrev,muhtelif makamlarda 10 saz semaisi,2 saz eseri,plâk taksimleri,5 tane besteli taksim örneği,piyano parçaları,İstanbul Sokakları (1930) Filmi için müzik,Prelüd ve iki dans(1935),Kanun ve Yaylı Çalgılar için Konçerto(1944-51) ve Çiftetelli(1932),Viyolonsel konçertosu(1942),İstanbul Marşı(1933),Yalova Türküsü(1932)
adlı müzikli sahne oyunu...(Alnar’ın Kanun Konçertosu ve Çiftetelli adlı eserleri TRT (Ankara Radyosu Kanun Sanatçısı Tâhir AYDOĞDU tarafından sıklıkla seslendirilmiş ve halen gerek çeşitli senfoni orkestrası gerekse çeşitli yaylı çalgılar beşlileri ile seslendirilmektedir.)
 
14)*İSMAİL BAHA SÜRELSAN : (19.11.1912-12.4.1998 )
İsmail Baha Sürelsan ,19.Kasım.1912 tarihinde Bursa’da doğdu. İlk ve ortaokuldan sonra Işıklar Askeri Lisesi’ni bitirdi;1935 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden mezun oldu.1936 yılında 6 aylık süreli “Ziraat Muallimleri Pedagoji Semineri”ni tamamladıktan sonra 1937 yılında yedeksubay olarak askere gitti.;1941-1942 yılları arasında ve 1944 yılında
“İhtiyat”a alındı ,1937 yılında Hamiyet Hanımla evlendi.
Ziraat Mühendisi olarak ilk resmi göreve Nazilli Pamuk Üretme Çiftliği’nde başladı. 1936’da Ankara’da,1937-1938 yılları arasında Bursa’da,1938-1939 yılları arasında da Eskişehir’de değişik kuruluşlarda asistanlık yaptı. 1945’den sonra Ziraî Donatım Kurumu personel şefliğine getirildi. Bir süre de Toprak Genel Müdürlüğü’nde çalıştı.1972 yılında emekli oldu.
TRT Kurumu’nda çeşitli komisyonlarda çalıştı. 1968-1972 yılları arasında Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde dinî mûsikîmizle ilgili dersler verdi. 1973’te TRT Kurumu Türk Mûsikîsi Uzmanlığı ,Repertuar Kurulu Başkanlığı,Kültür Bakanlığı Türk Mûsikîsi Komisyonu üyeliği gibi görevlerde bulundu. 1975 yılında TRT Ankara Radyosu Klâsik Türk Mûsikîsi Korosu’nun başına getirildi. 1977 yılında sağlık nedenleriyle Antalya’ya yerleşen İsmail Baha Sürelsan ,12.Nisan.1998’de vefat etmiştir.
Mûsikîye âşina bir ailenin çocuğu idi. Dedesinin klarinet çaldığını,ağabeyinin ud ve tanbur gibi mûsikî aletlerini kullandığını kendisinin vermiş olduğu bilgilerden öğreniyoruz.
Çocukluğundan itibaren 1925 yılına kadar yaşadığı Bursa’da çeşitli mûsikî mahfillerinde bulundu;Bursa Mevlevihânesine devam ederek bilgisini ilerletti. Önce bağlama ile meşgul olduktan sonra bir süre tanbur çalmağa çalıştı. Asıl sazı olan kanun çalmasını kanunî Saim Bey’den öğrendi.
Askeri Lisede okurken Rahmi Otman’dan nota dersleri almış ve biraz mûsikî öğrenmişti. Millî sanatlarımızdan olan Karagöz üzerinde çalıştı. Mûsikîmizle ilgili nazarî bilgileri,XIX. yüzyıl sonundan itibaren yayınlanan çalışmaları inceleyerek kendi kendine ilerletti. Sadettin Arel’i tanımamakla birlikte onun kurduğu sistemi inceledi.
İsmail Baha Sürelsan sırf bir mûsikîşinas olarak kalmadı. Bu konularda yaptığı yayınlarla dikkati çekmiştir.
Son derece titiz,sanatta taviz vermeyen,disiplinli ,düzenli bir hayat süren bestekârın özellikleri eserlerinde de belli eder. Bu nedenle az ve güzel eserler veren bir bestekârdır. 1 peşrev,6 dinî eser,2 yürük semâi ve geri kalanı şarkı olmak üzere 90 kadar eseri bilinmektedir.
 
15)*VECİHE DARYAL : (9.4.1914-12.11.1970 )
 Vecihe Daryal,9 nisan 1914 tarihinde İstanbul’un Beylerbeyi semtinde doğdu. İlkokul çağına kadar kültürlü ve mûsikîye düşkün aile ortamında yetişen sanatkâr,7 yaşında iken aile dostları olan ve evlerine sık sık gelen,bestekâr Şevki Bey’in yeğeni Nazire Hanım’dan Kanun dersleri almağa başladı. Vecihe Daryal,10 yaşında iken Darülelhan’a kaydoldu. O sıralarda müdür olan Ziya Paşa çocukla bizzat ilgilenmiştir.
Öğrenimini Musa Süreyya Bey,Yusuf Ziya Bey,Selâhaddin Candan zamanında da sürdürmüştür.
Rauf Yekta Bey’den Türk Mûsikîsi nazariyatı ve Mûsikî tarihi,Ahmed Irsoy’dan usûl,İsmail Hakkı Bey’den nota ve fasıl mûsikîsi,Sedat Öztoprak ile Reşad Erer’den saz eserleri öğrenmiş,Ali Ekrem Bey’den de edebiyat bilgisini ilerletmiştir.
Darülelhan kapatılarak konservatuar adı altında yeniden açıldıktan ve Türk Mûsikîsi öğretimine son verildikten sonra 29 .Aralık.1926 tarihinde diploma alarak “Kız Muallim Mektebi”ni bitirdi. Daha sonra aynı yerde 3 yıl boyunca Madam Heze ile Edgar Manas’tan piano dersi almış,Muhiddin Sadak’tan solfej,Ekrem Besim Tektaş’tan Batı Mûsikîsi tarihi,Cemal Reşid Rey’den armoni öğrenmiştir.
İlk İstanbul Radyosu Eyûb’dan 1928 yılında Beyoğlu’ndaki Büyük Postane’ye taşındıktan sonra “Dâimi Sanatkâr” olarak kadroya alınmıştır.
Birçok tanınmış sanatkâr gibi 1938 yılında Ankara Radyosu’na girmiş,bu tarihten 1953 yılına kadar icrakâr,öğretmen,repertuar kurulu üyesi olarak çalışmıştır.
1953’de İstanbul’a yerleşen Vecihe Daryal İstanbul Radyosu’nda ,Belediye Konservatuarı İcrâ Heyeti’nde görev almış,1966’da tekrar Ankara Radyosu’na geri dönmüştür.
Böylece aralıksız 44 yıl icrakârlık ve öğretmenlik yapmış,resmî konserlere katılmış,sınav jürilerinde bulunmuş,1956’da Irak’a ,1959’da Kıbrıs’a gitmiştir.
12.Kasım.1970 Perşembe günü görevi başında hastalanarak hastahâneye kaldırılan Vecihe Daryal,aynı gece vefat etmiştir.
Vecihe Daryal, Türk Mûsikîsi içinde yetişmiş olan en önemli kanunîlerdendir. Bu sazı
olağanüstü bir müzikalite ve kendine özgü estetik ölçüler içinde çalardı. Kusursuz bir refakat duygusuna sahipti. Yeni yetişen saz sanatkârlarına her zaman, “Sadece ses sanatkârlarına değil,saz arkadaşlarınıza da refakat edeceksiniz” diye öğüt vermiştir. İcrakârlığındaki ustalığı gibi son derece güçlü bir ritm duygusu vardı.
Vecihe Daryal’a göre “Kanun’u orta derecede çalmak diye bir şey yok,onu ya mükemmel çalmak ya da hiç çalmamak” vardı.
Çok okuyan,çok çalışan ,yüksek edebiyat bilgisi olan ,öğrendiğini unutmayan,en ufak bir belgeyi saklayan bir yaradılışta olan Vecihe Daryal, 50 yıllık sanat hayatında titiz bir koleksiyoncu olarak eser ve belge toplamış,pek çok ve nadide saz ve söz eserini koleksiyonuna katmış,eserlerin en doğrusunu notaya almıştır. Bu koleksiyon TRT Kurumu tarafından satın alınmıştır.
Bestekârlıkla yakından uğraşmayan sanatkârın Nişaburek makamından bir şarkısı ile bir saz eseri bilinmektedir.
 
16)MEHMET KUTLUGÜN :
 
17)*FİKRET KUTLUĞ : (1917 )
 1917’de Balıkesir’de doğmuştur. Cumhuriyetin ilk yıllarında “Nümune Mektepleri” adıyla kurulan ilkokula devam etmiş,ilk ve orta öğrenimini ,babasının vakıflar müdürlüğü dolayısıyla değişik illerde tamamlamıştır.
1945 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirerek avukatlık stajı yapmıştır.
1944 yılında,İstanbul belediye Konservatuarı yöneticisi müzikolog Hüseyin Sadettin Arel’in yetenekli gençleri konservatuar topluluğu içine alma çabalarının sonucunda, Vecdi Seyhun,Ekrem Kongar,Ercüment Batanay gibi sanatçılarla birlikte sınava girdikten sonra kânunî olarak konservatuar icrâ heyetine alınmıştır.
32 yıl hizmet verdiği bu görevinden 1976 yılında emekli olmuştur.
Kutluğ,1945 yılında neyzen Burhaneddin Ökte ile birlikte Türk Müziği alanında ilk ciddi dergi olan Türk Mûsikîsi’ni çıkarmaya başlamış;ancak 1949 yılında derginin yayınını durdurmak zorunda kalmışlardır.
Kutluğ,yakın arkadaşı Ercüment Berker’in ülkemizdeki ilk Türk Müziği konservatuarını kurma çabalarına da önemli katkılarda bulunmuştur. İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesinde
“Türk Mûsikîsi Devlet Konservatuarı” adıyla kurulan bu okula 1978’de kânun hocası olarak atanan Kutluğ,halen bu görevine devam etmektedir.
 
18)*NECDET VAROL : (13.2.1927 )
 Doğum:13.2.1927,İstanbul,Boğaziçi,Kireçburnu
Halen:
Kanun yorumcusu,bestekâr,Koro Yönetmeni,Araştırmacı,Yazar,Eğitimci,
Müzikolog,Danışman,İ.T.Ü.T.M.D.K.Öğr.Gör.
Hocaları,feyz aldığı,yararlandığı kişiler,kurumlar:
Annesi fehime Güzide Senvarol .......................:Kanun
Fahri Kopuz-Kemâl Batanay................................:Repertuar-Usûl-Meşk
Dr.Suphi Ezgi....................................................:Nazariyat
Hüseyin Sadettin Arel..........................................:Geniş kapsamlı Türk Mûsikîsi İlmi,Armoni, Analiz,Nazariyat
Münir Nureddin Selçuk........................................:Şarkı söyleme san’atı,Uygulama,Uslûp, Koro yönetimi,Şeflik
Mes’ud Cemil Tel..............................................:Klâsik repertuar,Uslûp,Koro yönetimi,Şeflik
İstanbul belediye Konservatuarı........................:Türk Mûsikîsi İlmi
İleri Türk Mûsikîsi Konservatuarı.....................:T.M.İlmi,Uygulama
Resmî görevleri:
1950-1956 :Ankara Radyosu;Kanun Sanatçılığı,Repetitör,Artist Öğretmen,Koro Yönetmeni,
Sanatçı ve adaylara Türk Mûsikîsi
1956-1959 :İzmir Radyo Müdürü,Basın –Yayın-Turizm Bakanı İzmir İl Özel temsilcisi,
Ege Bölge Turizm Md.Vk.
1959-1960 :İstanbul Radyosu;Program Md. Ve Müzik Müşaviri,Kanun Sanatçısı,
Koro Yönetmeni
1960-1962 :Bağdat Üni.Güzel Sanatlar Enstitüsü kanun Müderrisliği
1962-1968 :Bağdat Üni. Güzel Sanatlar Enstitüsü Enterpretasyon Profesörlüğü
1962-1968 :Ortadoğu-Avrupa ;Uluslararası Müzik Kongre ve Konferansları Üyelikleri
1965-1968 :Berlin Özerk Üni,Müzikoloji Yüksek Sınıf Öğrencilerine dersler,konferanslar uygulamalı seminerler,Berlin Uluslararası ,Mukâyeseli Dünya müzikleri kongresine çağrılı Türk Delegesi
1968-1982 :Türkiye’ye dönüş...İstanbul Radyosu Kanun Sanatçılığı,Koro yönetmenliği, İmtihan,Denetim,Danışma kurul üyelikleri,TRT Merkez Denetim Kurulu Üyeliği
1975-1976 :M.E.B. Kültür Şûrâsı ,Türk Mûsikîsi Komisyonu Üyesi
1975-1982 :Milli Eğitim ve Kültür Bakanlıkları:İst.T.M.D.K. Öğr.ve Yönetim Kurul Üyeliği
1982... :İ.T.Ü.T.M.Devlet Konservatuarı Öğr. Üyesi
1986... :MESAM Teknik Bilim Kurulu Başkanlığı
1986-1996 :İ.T.Ü.T.M.Devlet Konservatuarı,Temel Bilimler Bölümü Öğr.Gör.,
Akademik Kurul Üyeliği
Eserleri:
“Türk Mûsikîsi Nazariyatı-Uygulamalı”, “Türk Mûsikîsi Usûlleri-Uygulamalı”, “Türk Mûsikîsi Solfeji/Nazariyatı”, “Türk Mûsikîsi Bestekârları Antolojisi-Kronolojik”, “Türk Mûsikîsi Sazları-Resimli,Açıklamalı”, “Türk Mûsikîsinde makam tasnifleri ve ilişkileri”,
“Türk Mûsikîsi,yaşayan makamlarının tümü için didaktik,örnek seyirler-orijinal kompozisyonlar” , “Kanun Metodu-Nazariyeli,örnek eserli”, “gazete ve dergilerde ;röportajlar,makaleler,kritikler”, “Çeşitli Üniversitelere sunulan bildiriler”...
500’ü aşkın;klâsik,neo-klâsik,folklorik,modern tarz ve uslûpta ve formda sözlü eserler ve saz eserleri,köçekçeler,oyun havaları,çocuk şarkıları,gençlik şarkıları...
2 operet denemesi,1 bale,2 âyin-i şerif,3 durak,30 ilâhi-tevşih...
 19)*İSMAİL TEZELLİ :
İstanbul Radyosu’nda,gazinolarda kanun çalan ve çok beğenilen,dinlenen bir kanun sanatçısıydı ve temiz bir mızrabı vardı. Refakat anlayışı çok iyi olan ve çok güzel fasıl çalan bir kanunîydi.
Kadrolu ve kadrosuz olarak İstanbul Radyosu’nda çalışmış ve Ankara Radyosu’nun eski yıllarında pek çok programa da katılmış,pek çok ünlü sanatçıya da eşlik etmiştir.
 20)FERİT TAN :
 21)HASAN GÜR :
 22)MEHMET ÖNER :
 23)SADETTİN ÖKTENAY :
 24)İSMAİL ŞENÇALAR :
 25)OSMAN GÜVENİR :
 26)NEVZAT SÜMER :
 27)HÜSNÜ ANIL :
 28)HİLMİ RİT :
 29)NURİ ŞENNEYLİ :
 30)EROL DERAN :
 31)ZEKÂİ SÜER :
 32)CÜNEYT KOSAL :
 33)TÂHİR AYDOĞDU :
 34)GÜLTEKİN AYDOĞDU :
 35)RUHİ AYANGİL :
 36)AHMET METER :
 37)HALİL KARADUMAN :
 38)BEKİR REHA SAĞBAŞ :
 39)MEHMET İHSAN ÖZER :
 40)TANER SAYACIOĞLU :
 41)GÖKSEL BAKTAGİR :